Aktivizmin Gazze Suları


The Jordan Times, Ürdün’de İngilizce yayınlanan günlük bir gazete. Gazetede bugün yayınlanan “İsrail, Lübnan’ın Gazze’ye yardım girişimi üzerinden Birleşmiş Milletleri uyarıyor” başlıklı makalesinde (http://bit.ly/cI7yqI) İsrail’in ambargoyu delmeye yönelik her türlü girişimi şüpheli karşıladığını ve tüm bu girişimleri önlemek için gerekirse “her türlü gücü” kullanacaklarını ilan ettiklerini yazıyor.  Hatta bu beyanlarının kuru bir tehdit olmadığını resmi makamlara dayandırdıkları açıklamalarla destekliyorlar. Büyükelçi Gabriella Shalev’in Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’a yazdığı bir mektupta İsraili’in tüm bu yardım girişimlerinin Hizbullah bağlantılı olabileceğinden şüphelendiğini belirterek İsrail bundan sonraki yardım gemilerine uygulayacağı herhangi bir şiddetin savunmasını şimdiden hazırlamış oluyor. Bu iş artık dünyanın dört bir yanından Gazze’deki ambargonbun kalkması için girişimlerde bulunan aktivistlerle İsrail devleti arasındaki bir inatlaşmaya doğru gitmeye başlıyor sanki. İsrail her fırsatta şüpheli gördüğü herkese her çeşit şiddeti uygulayabileceğini bu kadar ayan beyan duyuruyorken gözü kara bu yolcuğa çıkma kararı aktivistler arasında sorgusuz sualsiz yapılacak tek yardım yolu gibi görülmekten vazgeçilmeli. Mavi Marmara zaten Gazze’deki ambargoya ve Filistin’de yaşanan insanlık dramına tüm dünyanın dikkatini çekmeyi ve bu konuda gerekli kamuoyu desteği kazanmayı başardı. Bundan sonraki adım artık sivil insiyatifler tarafından değil devletler düzeyinde atılmalı ve İsrail’e hukuki yaptırım yolları üzerinde kafa yormalı İsrail’in uyguladığı ambargodan rahatsız olan sivil ve resmi makamlar.

güncel mevzular, Uncategorized içinde yayınlandı | , , , ile etiketlendi | 3 Yorum

“Hızır idi Yunus idi”


Erzurum’da yapılan kazılar sonucunda ulaşılan toplu mezarları düşünüyorum. Bulunan kemikler üzerinde henüz hiçbir inceleme yapılmadan ölenlerin hepsinin Türk ve Müslüman olduğu ve Ermeniler’in nasıl da acımasızca Türkleri katlettiği şeklinde yayınlar yapıldı haber kanallarında. Neyi kanıtlamış olduk peki bu mezarları bulmakla? Ermenilerin Türkleri öldürdüğü daha önce bilinmiyor değildi ki. Ermeniler Türkleri, Türkler Ermenileri öldürdü. Çocukların misketlerini yarıştırır gibi hangi taraftan daha çok kayıp verildiğinin sayılar üzerinden tartışmasını yapmak neyi değiştirir? Kaç kişiyi geri getirir? Ya da sayıca daha fazla öldürülen tarafın karşı tarafta işlediği cinayetleri haklı mı kılar? Ayrıca tehcir yollarında verdikleri kayıpların toplu mezarlarına hiçbir zaman ulaşamayacak olan Ermeniler nasıl ispatlayacaklar tek kayıp verdiren tarafın kendileri olmadığını? Velhasıl hepimizin bildiği Sütkardeşler filmindeki “Hızır idi Yunus idi” çıkmazında sürer gider bu atışma kıyamete kadar. O klişe söylemle, daha ne kadar “tarihin tozlu sayfalarında” arayacaksınız çözümü?

p.s. bu arada anmışken bir kere daha izlemeden geçemedim: http://www.vindir.org/hizir-idi-yunus-idi-32655.html :))

Uncategorized içinde yayınlandı | 7 Yorum

Yağmur


Yaz ortasında havadaki bu grilik, bu yağmur, bu serinlik… Baharın coşkun ruhhaline kısa bi mola…

Seviyorum yaz yağmurunu

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın